<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7236057674117838308</id><updated>2011-04-22T02:03:39.511+03:00</updated><title type='text'>The Tetsu Kobushi Journal</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://tetsukobushi.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7236057674117838308/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tetsukobushi.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Tetsu Sabri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09701253867663837820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>6</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7236057674117838308.post-8464380953740645618</id><published>2009-01-09T23:27:00.004+02:00</published><updated>2009-01-09T23:33:42.413+02:00</updated><title type='text'>Mehmet Halit Bayrı'dan Eskiden Kasımpaşa Civarında Söylenen Bir Türkü</title><content type='html'>&lt;em&gt;Eskiden Semtimiz Civarında Söylenen Bir Türkü Siz Okuyucularımla Paylaşmak İstedim.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;kasımpaşa’nın göbeği büyük camidir&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;anın üst yanında tahta kadıdır&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;yiğitler meydanı ok meydanıdır&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;salınır güzeli kasımpaşa’nın&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;yaz olur çıkarlar ok meydanına&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;cümlesi dizilir çeşme yanına&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;çeşmeyi yapanın rahmet yanına&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;salınır güzeli kasımpaşa’nın&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;meşesi dibinde menekşe biter&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;açılmış gülünde bülbüller öter&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;sinesi sineme değdiği yeter&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;salınır güzeli kasımpaşa’nın&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;kasımpaşalı leblerinden bellidir&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;sarıcığı bir yanına eğridir&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;benim sevdiceğim çifte benlidir&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;salınır güzeli kasımpaşa’nın&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;sundular kadehi türlü naz ile&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;içerler badeyi çifte saz ile&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;bahçede bostanda hub avaz ile&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;salınır güzeli kasımpasa’nın&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7236057674117838308-8464380953740645618?l=tetsukobushi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tetsukobushi.blogspot.com/feeds/8464380953740645618/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://tetsukobushi.blogspot.com/2009/01/mehmet-halit-bayrdan-eskiden-kasmpaa.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7236057674117838308/posts/default/8464380953740645618'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7236057674117838308/posts/default/8464380953740645618'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tetsukobushi.blogspot.com/2009/01/mehmet-halit-bayrdan-eskiden-kasmpaa.html' title='Mehmet Halit Bayrı&apos;dan Eskiden Kasımpaşa Civarında Söylenen Bir Türkü'/><author><name>Tetsu Sabri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09701253867663837820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7236057674117838308.post-1688117357987844651</id><published>2009-01-09T23:18:00.002+02:00</published><updated>2009-01-09T23:25:52.938+02:00</updated><title type='text'>Tribün terörüne 'zengin' taraftar çözümü</title><content type='html'>&lt;em&gt;Sevgili Okuyucularım Geçenlerde Bu Yazıyı Okudum Ve Şok Oldum.Halbu ki Bir Takımı Takım Yapan O Takımı Destekleyen Taraftardır.Futbol İşinde Taraftar Olmazsa Bu İşin Bana Göre Bir Zevki Kalmaz.Gerçek Taraftar Takımlarına Yeni Gelen Dünya Yıldızlarını İzlemeye Gelmez Kendi Takımı İçin Arma İçin Ordadır.Çünkü Ne Olursa Olsun Herkez Gider Ama Her Zaman O Takımın Taraftarı Kalıcıdır.Bana Göre Maçın Gidişatını Etkileyen Faktör Taraftardır.&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Endüstriyelleşen Futbola Karşı, YAŞASIN TRİBÜN KÜLTÜRÜ!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahsettiğim Yazı Aşşağıdadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tribün terörüne 'zengin' taraftar çözümü&lt;br /&gt;Tribün terörüne 'zengin' taraftar çözümüTürkiye Spor Yazarları Derneği (TSYD) Başkan Vekili Faik Gürses, her türlü imkana sahip statlarda, çok yüksek rakamlara alınan futbolcuları izlemeye, parası olan futbol seyircisinin girmesi gerektiğini söyledi.Futbolda Şiddet ve Düzensizliği Önleme Platformu, “Çözüme Doğru-2” toplantısında konuşan TSYD Başkan Vekili Gürses, İngiltere'nin tribün terörünü ve şiddeti, maç biletlerine yaptığı müthiş zamlarla çözdüğünü savundu. Milyonlarca avroya ya da dolara alınan yıldızların 2-3 TL'ye izlettirilmemesi gerektiğini anlatan Gürses, şöyle konuştu:“10 milyon Avroya alınan oyuncuyu, karaborsada 3 TL'ye izlettirirseniz bunun neresine lig, neresine ekonomik boyut, neresine sosyal patlama diyebilirsiniz? Peki parası olmayan futbol maçı izlemeyecek mi? Onlar da belki yılda 3-4 defa stada girebilecektir ama televizyonlarla yapılacak sözleşmelerle, 'öte yanda kalan' futbol izleyicisine de ayrı bir kapı oluşturulmalıdır.”Eskiden spor yazarları ile taraftarlar arasında sevgi bağı bulunduğunu da ifade eden Gürses, bugün gelinen noktada dostluk adına bir şeyin kalmadığını, bunun yerini ise darp, taciz ve şiddete maruz kalan muhabir ve yazarların mevcudiyetinin aldığını belirtti. Bu duruma gelinmesinin nedenlerini de dile getiren Gürses, şöyle devam etti:“Ucuz insan politikası, tiraj ve reyting korkusu, değişen patronaj, spor servisi sorumlularının tutumları, tiraj almak için yapılan taraflı yayınlar, yoldan geçen insanların gazetelere alınması, spor yazarı olmamasına, kültür ve eğitim noksanlığı içinde bulunmasına rağmen her yönden insana yazar kılığı altında yazı yazdırılması bu duruma neden olmuştur. Artık herkesin savunabileceği, taraflı bir kulübü ve gazetesi vardır. Başkan ve yönetici bile basın toplantısında soru soran muhabire 'sen falanca kulübün sorumlususun, taraflı soru soruyorsun' diye yanıt vermektedir.”Kulüp yöneticilerinin taraftarları şiddete yönlendiren mesajlarını da eleştiren Gürses, medya yöneticilerine “Medya, 'haberdir' diyerek yangını alevlendirecek demeçleri büyütmemeli, hatta içinde taraftarı ateşlendiren yönünü hiç görmemelidir” çağrısında bulundu.A.A.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7236057674117838308-1688117357987844651?l=tetsukobushi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tetsukobushi.blogspot.com/feeds/1688117357987844651/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://tetsukobushi.blogspot.com/2009/01/tribn-terrne-zengin-taraftar-zm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7236057674117838308/posts/default/1688117357987844651'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7236057674117838308/posts/default/1688117357987844651'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tetsukobushi.blogspot.com/2009/01/tribn-terrne-zengin-taraftar-zm.html' title='Tribün terörüne &apos;zengin&apos; taraftar çözümü'/><author><name>Tetsu Sabri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09701253867663837820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7236057674117838308.post-624249612691542614</id><published>2009-01-09T23:05:00.002+02:00</published><updated>2009-01-09T23:08:27.933+02:00</updated><title type='text'>Milli takımlara lâkap tak, izi kalsın!</title><content type='html'>Geçenlerde Bu Yazıyı Okudum Ve Sizlerle Paylaşmak İstiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mısır’daki 2006 Afrika Kupası’nın final karşılaşmasını seyredenler penaltılar öncesinde bir şeye mutlaka dikkat etmiştir.Kaleci El Hadari vuruşlardan önce secdeye kapandı ve ardından da uzun uzadıya dua etti. Yine tribündeki pek çok kişinin ellerindeki Kur’an’dan bir şeyler okuduklarını gösterdi Eurosport! Peki, itikadı bu kadar kavi olan bir milli takımın lakabı neden ‘Firavunlar’ dersiniz? Geçen hafta Mısır için ‘Firavunlar’ dediğimiz için pek çok okurumuz tepki gösterdi. Bazıları bu lakabı bizim uydurduğumuzu zannetmişti ki ancak işin aslını öğrendikten sonra sakinleşebildiler. Daha da ötesi, finalin oynandığı statta kocaman bir Firavun heykeli vardı. Ayrıca, taraftarların ellerinde de Firavun pankartları... Velev ki Mısır Bayan Milli Takımı’nın lakabı da çok ilginç: Kleopatralar! Afrika’da milli takım olmanın birinci gereği lakap sahibi olmak dersek abartmış olmayız. Bu lakaplarda Afrika tabiatından kesif bir esinti de mevcut! Mesela, Fas’ın lakabı Atlas Aslanları, Kamerun’un ise Boyun Eğmeyen Aslanlar… Senegal, Kaplanlar; Mali, Kartallar; Gambiya ve Madagaskar, Akrepler; Mozambik, Yılanlar; Fildişi, Filler; Cezayir, Çöl Tilkileri; Burkina Faso, Aygırlar; Lesoto, Timsahlar; Bostvana, Zebralar; Nijerya, Süper Kartallar; Gana, Siyah Yıldızlar; Liberya, Yalnız Yıldız; Sierra Leone, Leone Yıldızları; Libya, Yeşiller, Güney Afrika ise Bafana Bafanalar… Belki de Avrupa ile hemhal olduğumuz için Avrupa ülkelerinin lakapları daha bir tanıdık geliyor. Mesela, İtalyanların lakabı Azzurri’ler! Yani, Gök Mavililer! Tıpkı İtalyanlar gibi bayrak renklerini kullanmayan ülkelerden biri de Hollanda ve onların lakabı çoğumuzca malum; Portakallar. Almanların lakabı ise Panzer! Her ne kadar dünya savaşları yıllarına göndermeler yapsa da “Futbol mu? Hani şu İngilizlerin bulduğu ama sonunda hep Almanların kazandığı oyun!” vecizesi göz önünde tutulduğunda lakabın haklılık payını inkâr etmemek lazım. Bu aralar pek şeytanlıkları kalmasa da Belçika’nın lakabı Kırmızı Şeytanlar, Fransa’nın lakabı ise Horozlar. İskandinav ülkelerine Vikingler deniliyor. Burada futbol mazisi bakımından farklılık gösteren Finlandiya hariç tabii. Danimarka’nın ise İsveç ve Norveç’ten farklı olarak ikinci bir lakabı daha var, bu da Dinamitler! Karikatür rezaleti göz önünde tutulunca, en azından başbakanları Rasmussen’in bu lakaba bayağı bir uyduğunu ifade etmeliyiz. İspanyollar kendilerine Hiddetliler dese de kimse İspanyolların bir hiddetini görebilmiş değil. ‘Kadrolu hüsrancılar’ için kullandığımız lakap tabii ki Boğalar. Brezilya için Sarılar ve Sambacılar, Avustralya içinse Kangurular tabiri kullanılıyor. Peki, bizim bir lakabımız var mı? Türk medyası ‘Ay-Yıldızlılar’ lakabını kullanıyor genelde. Bazıları Ulusal Takım da diyor ama biz ona ‘ulusal takıntı’ diyelim! Dünyada ise eskiden ‘Turkey (Hindi)’ göndermesi yapılırdı. Espri yeteneğini Gordon Milne’den bildiğimiz İngilizler bu tabiri kullanırdı. Bizim için son zamanlarda ‘Boğazın Boğası’, ‘Osmanlı’ ya da klasik ‘Türk Hamamı’ muhabbetleri yapılıyor. Ama eminiz son İsviçre maçından sonra hak ettiğimiz lakabı almışızdır: Akıncılar! Ama bunun ecnebice karşılığı olduğunu da zannetmiyoruz. Zaten olsaydı FIFA’dan böyle bir ceza almazdık…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7236057674117838308-624249612691542614?l=tetsukobushi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tetsukobushi.blogspot.com/feeds/624249612691542614/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://tetsukobushi.blogspot.com/2009/01/milli-takmlara-lkap-tak-izi-kalsn.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7236057674117838308/posts/default/624249612691542614'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7236057674117838308/posts/default/624249612691542614'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tetsukobushi.blogspot.com/2009/01/milli-takmlara-lkap-tak-izi-kalsn.html' title='Milli takımlara lâkap tak, izi kalsın!'/><author><name>Tetsu Sabri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09701253867663837820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7236057674117838308.post-1250548280635321340</id><published>2009-01-07T19:24:00.002+02:00</published><updated>2009-01-07T19:32:03.884+02:00</updated><title type='text'>Bir Zamanlar Doğu Futbolunun Number VAN'ıydı</title><content type='html'>Geçenlerde Aşağıda Geçen Yazıyı Okudum Ve Türk Futbolumuz Adına Hem De Vanspor'a Üzüldüm Ve Yazıyı Sizlerle Paylaşmaya Karar Verdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Bir Zamanlar Doğu Futbolunun Number VAN'ıydı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt; Devlet desteğiyle 1994"te 1. Lig"e yükselen Vanspor, sessiz sedasız amatör kümeye düştü. Beş sezon G.Saray, F.Bahçe ve Beşiktaş"ı ağırlayan kent, profesyonel liglerde takımsız kaldı. Işıklandırmalı 15 bin kişilik modern bir stada sahip olan şehir, futbolsuzluğu sineye çekmeye çoktan başladı. 90"lı yılların başında Türkiye"nin doğusundaki terör olaylarını en aza indirebilmek için devletin başvurduğu önlemlerden biri de futboldu. Devlet, Doğu takımlarını finanse ederek bölge halkının spora yönelmesini ve meşin yuvarlak etrafında bütünleşmesini istiyordu. Bu anlamda Doğu"nun sembol takımı Vanspor"du. Van Şehir Stadyumu"nun adı da 28 Ocak 1994 tarihinde ilgili devlet bakanlığının kararı ile Vali Mahmut Yılbaş Stadyumu olarak değiştirilmişti. Nitekim, 1993-94 sezonunda 2. Lig"de şampiyon olan Vanspor, 1. Lig"deki ilk sezonunda oldukça başarılı maçlar çıkartıyor, insanlar takımlarına destek vermek için stadyuma akın ediyor ve taraftarların yarısı dışarıda kalıyordu. Üç sezon 1. Lig"de başarıyla mücadele eden Vanspor, 1995seçimlerinde Doğru Yol Partisi Van Milletvekili olan Mahmut Yılbaş"ın düşmenin kaldırılmasına yönelik teklifine rağmen, 1997-98 sezonunda son sırayı alarak küme düştü. Ancak eski vali Mahmut Yılbaş"ın bıraktığı bayrağı, yeni vali Abdülkadir Sarı devam ettiriyordu. Sarı yönetimindeki Vanspor, 100 bin dolara anlaşılan Rıdvan Dilmen ile birlikte 1998-99 sezonunda tekrar 1. Lig"e yükseldi. Hem Kırmızı-Siyah, hem de Mavi-Beyaz renkleri kullanan Vanspor, 1999-2000 sezonunda ikinci kez küme düştü. Bu düşüş hızla devam etti. Doğu"nun F.Bahçe"si olarak nitelendirilen takım, kendini, geçen sezon 3. Lig"de, bu sezon da amatör kümede buldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Takım masöre kaldı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Lig"de mücadele ettiği dönemlerde pahalı transferler yapan ve 350 kişiye iş imkanı sağlayan Vanspor, özellikle son iki sezonda çok büyük sıkıntılar yaşadı. Takım, geçen sezon 3. Lig"e düşmesi kesinleştiğinde masör Kadir Kösem"e kaldı. 20 yıldır kulübün masörlüğünü yapan Kadir Kösem, tamamen sahipsiz kalan takıma hem başkanlık, hem teknik direktörlük, hem de dilencilik yaptı. Kösem, geçen sezon yaşadıklarını anlatırken oldukça duygulanıyor: "Geçen sezon hakikaten çok zor dönemler geçirdik. Bir zamanlar her türlü imkana sahip olan Vanspor"un futbolcuları açlık tehlikesiyle karşı karşıya kaldılar. Evimizden kuru ekmek getiriyorduk. Ben de eşten dosttan beşer milyon, onar milyon yardım topluyordum. Kulüp yönetimsiz kalmıştı. Kimse sahip çıkmayınca iş bana düşmüştü. Ben hem başkanlık, hem antrenörlük, hem masörlük, hem de dilencilik yaptım." Eski futbolculara ve teknik direktörlere olan borçlarından dolayı lisans çıkartamayan, Van Emniyet Müdürlüğü"nün araya girmesiyle son anda lige katılan takımın bu sezonki durumu, yine de geçen yıla göre iyiydi. Kulüp ve futbolcular, bir önceki sezon olduğu gibi maddi sıkıntı çekse de Vanspor"un en azından teknik direktörü ve yiyecek ekmeği vardı. Futbolcuların yemek masraflarına da Van Emniyet Müdürlüğü çare bulmuştu. Van Emniyet Müdürlüğü, otogar gelirlerinden günlük 70 milyon lira ayrılmasını sağlayarak takımın maçlara tok çıkmasını garanti altına almıştı. Fakat Van halkı arka arkaya alınan kötü sonuçların ardından takımdan desteğini iyice çekmişti. Kimse Vanspor ile ilgilenmiyordu. Dolayısıyla maçlara hiç kimse gitmiyordu. Neredeyse tamamı Vanlı olan futbolcular, karın tokluğuna amatör kümeye düşmeme mücadelesi verirken, tribünler bomboş kalıyordu. Bir zamanlar 15 bin kişiye oynayan Vanspor"u şimdi sadece güvenlik kuvvetleri izliyordu. Taraftarlar stadyuma gitmek için başarı, futbolcular da başarı için taraftar desteği istiyordu; fakat her iki tarafın da beklentisi gerçekleşmedi ve dokuz yıl önce 1. Lig"e yükselen Vanspor"un bir kez daha küme düşmesi kaçınılmaz oldu. 3. Lig 1. Grup"ta sondan ikinci sırayı alan Doğu temsilcisi, son sıradaki Ağrıspor ile birlikte amatör kümenin yolunu tuttu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Vanspor bu duruma neden düştü?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   Vanspor"un bu duruma düşmesine sebep olan esas etken, devletin takımdan desteğini çekmesi değil, işadamı Ömer Gülüştür"ün kulübü satın almasıydı. Vanspor"un eski günlerine kavuşabilmesi için nafile çırpınışlarda bulunan yönetici Zeki Karakuş, Vanspor"un 1. Lig"den amatör kümeye düşüşünün hikayesini şöyle özetliyor: "Vanspor, Malatyaspor"un ardından şirket kuran ikinci kulüptü. Şirket, sınır ticaretinden ve işlettiği lokantalardan elde ettiği gelirleri kulübe aktarıyordu. 1992"de başa Ömer Gülüştür geçince şirket iflas noktasına geldi, Vanspor zorlanmaya başladı. Nitekim, averajla 2. Lig"de kaldık. 1993"te Mahmut Yılbaş vali olarak atanınca şirketin ve kulübün yönetimini eline aldı. Şirkete ait bir tekstil fabrikası açtı. Vanspor, devletin de desteğiyle 1994 yılında 1. Lig"e yükseldi, dört sezon mücadele ettikten sonra 2. Lig"e düştü. Düştüğü yıl şirket ile kulüp birleştirildi. Hisselerin yüzde 80"i Özel İdare"ye verildi. Yılbaş"ın ardından Abdülkadir Sarı geldi. O da Vanspor"a çok büyük destek verdi. Rıdvan Dilmen"in çalıştırdığı takım tekrar 1. Lig"e yükseldi. 350 kişinin ekmek yediği Vanspor büyüdükçe bir rant merkezi oldu. Görünmeyen güçler, valiye saldırmaya başladılar. Abdülkadir Sarı da çareyi şirketi özelleştirip elden çıkarmakta buldu. İhale için bir komisyon kuruldu. Komisyon, vergi rekortmeni olan şirketin yüzde 80"lik hissesini 50 milyar liraya Ömer Gülüştür"e sattı. Bir hafta sonra naklen yayın havuzundan gelen 554 milyarı cebine koyan Gülüştür, şirketin vergi borçlarını ödemedi ve bu parayı afiyetle yedi. Vanspor artık Gülüştürspor olmuştu. Gülüştür, alınan kötü sonuçların ardından gelen tepkilere "Kimse karışamaz. Takım benim takımım." dedi. Halk da desteğini çekti ve takım tekrar 2. Lig"e düştü. Gülüştür, sezon sonunda oyuncuları satarak paraları bir kez daha cebe indirdi. Kulübün içi iyice boşaldı. Şu anda devlete 5 trilyon lira vergi borcu bulunan Vanspor Anonim Şirketi kendini bir daha toparlayamadı ve amatör kümeye düştü. Adı Egebank davasına da karışan Ömer Gülüştür ise hâlâ ortalıkta yok."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Futbol Federasyonu, şubesini kapattı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;   &lt;/strong&gt; Deplasmanlara gidecek eski bir otobüsü dahi olmayan Vanspor"un acınacak hale düşmesinin ardından Futbol Federasyonu da kentteki şubesini kapatma kararı aldı. Işıklandırmalı ve elektronik skorbordlu 15 bin kişilik Vali Mahmut Yılbaş Stadyumu, Vanspor"un amatör kümeye düşmesinin ardından iyice atıl hale geldi. Böylece, Doğu"nun en gelişmiş kenti olan Van, futbolda öksüz kaldı. Ne kadar kötü olursa olsun, 3. Lig"deki son maçına kadar Doğu"nun F.Bahçe"si olarak görülen Vanspor, futbolseverlerin belleğinde sonu kötü biten hoş bir nostalji olarak yerini çoktan aldı. Yönetici Zeki Karakuş, takımın amatör kümeye düşmesinin ardından şunları söylüyor: "Vanspor bir semboldü. Vanspor"un başarısı, yöredeki birlik ve beraberliği artırmış, terörü azaltmış, Van"ı dünyaya tanıtmıştı. Şimdi ise Van Türkiye gündemine hiç gelmiyor. Futbol Federasyonu"nun buradaki şubesini kapatması da Vanspor"un bu duruma düşmesinden dolayıdır. Van halkı vilayetimizin kaybettiği birçok şeyi hâlâ anlayabilmiş değil. 3. Lig"de kötü durumda olmamıza rağmen Vanspor isminin bir ağırlığı vardı. Çok zor durumda olmamıza rağmen rakiplerimiz Vanspor isminden çekiniyorlardı. Bizi hâlâ Doğu"nun F.Bahçe"si gibi görüyorlardı. Sezon ortasında teknik direktör değiştirecektik. Maddi olarak ne kadar zor durumda olduğumuzu bildikleri halde 16 tane antrenör gelip takımı çalıştırmak istediğini söyledi. Dışarıdan hâlâ çok büyük gözüküyorduk. Gerçekte ise öyle değildik. Futbolculara verecek, deplasmana gidecek paramız yoktu. Kısacası, Vanspor"a çok yazık oldu."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7236057674117838308-1250548280635321340?l=tetsukobushi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tetsukobushi.blogspot.com/feeds/1250548280635321340/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://tetsukobushi.blogspot.com/2009/01/bir-zamanlar-dou-futbolunun-number.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7236057674117838308/posts/default/1250548280635321340'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7236057674117838308/posts/default/1250548280635321340'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tetsukobushi.blogspot.com/2009/01/bir-zamanlar-dou-futbolunun-number.html' title='Bir Zamanlar Doğu Futbolunun Number VAN&apos;ıydı'/><author><name>Tetsu Sabri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09701253867663837820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7236057674117838308.post-5092617258360652863</id><published>2009-01-05T20:46:00.002+02:00</published><updated>2009-01-05T20:49:43.657+02:00</updated><title type='text'>Müslümanlıkla İlgili Anlamlı Bir Fıkra</title><content type='html'>Geçenlerde Okuduğum Bu Fıkrayı Sizlerle Paylaşmak İstedim.Her Ne Kadar Bu Uydurma Gerçekte Olmaz Desenizde Bence Tekrar Düşünün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülüyoruz Ağlanacak Halimize&lt;br /&gt;Malesef bu gün ki müslümanın durumu aynen aşağıda ki gibibir camii dolusu insandan, kaçtane çıkarki bu günde gercek müslüman...Adamın biri elinde büyük bir bıçakla camiye dalar ve sorar: -Aranızda Müslüman olan var mı? Korkudan kimse bişey diyemez. Birazdan yaşlı bir adam ayağa kalkar: -Ben müslümanım. Der. Bıçaklı adamla yaşlı adam camiden çıkarlar. Adam dışarıdaki inek sürüsünü gösterip : -Amca, şunları kurban edicem de ben beceremem yardım eder misin? Der. Yaşlı adam baya bir hayvanı kestikten sonra 'ben yoruldum başka birini bul' der. Adam bu sefer kanlı bıçakla yine camiye girer ve sorar: -Aranızda başka Müslüman var mı? Az önceki adamı doğradığını düşünen cemaat çok korkar ve herkes aynı anda imama bakar, imam: -Ne bakıyosunuz ulan iki rekât namaz kıldırdık diye hemen Müslüman mı olduk.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7236057674117838308-5092617258360652863?l=tetsukobushi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tetsukobushi.blogspot.com/feeds/5092617258360652863/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://tetsukobushi.blogspot.com/2009/01/mslmanlkla-ilgili-anlaml-bir-fkra.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7236057674117838308/posts/default/5092617258360652863'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7236057674117838308/posts/default/5092617258360652863'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tetsukobushi.blogspot.com/2009/01/mslmanlkla-ilgili-anlaml-bir-fkra.html' title='Müslümanlıkla İlgili Anlamlı Bir Fıkra'/><author><name>Tetsu Sabri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09701253867663837820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7236057674117838308.post-6934509701603851770</id><published>2009-01-05T18:02:00.000+02:00</published><updated>2009-01-05T18:06:26.460+02:00</updated><title type='text'>Kabadayılık Nereye Kadar Söker</title><content type='html'>Kabadayılık nereye kadar söker?Vaktiyle bir derviş, nefisle mücadele makamının sonuna gelir...Meşrebin usulünce bundan sonra her türlü süsten, gösterişten arınacak, varlıktan vazgeçecektir. Fakat iş yamalı bir hırka giymekten ibaret değildir. Her türlü görünür süslerden arınması gereklidir.. .Saç, sakal, bıyık, ne varsa hepsinden. Derviş, usule uygun hareket eder, soluğu berberde alır. - Vur usturayı berber efendi, der. Berber dervişin saçlarını kazımaya baslar. Derviş aynada kendini takip etmektedir. Başının sağ kısmı tamamen kazınmıştır. Berber tam diğer tarafa usturayı vuracakken, yağız mı yağız, bıçkın mı bıçkın bir kabadayı girer içeri. Doğruca dervişin yanına gider, başının kazınmış kısmına okkalı bir tokat atarak:- Kalk bakalım kabak, kalk da tıraşımızı olalım, diye kükrer.Dervişlik bu... Sövene dilsiz, vurana elsiz gerek. Kaideyi bozmaz derviş. Ses çıkarmaz, usulca kalkar yerinden. Berber mahcup, fakat korkmuştur. Ses çıkaramaz.Kabadayı koltuğa oturur, berber tıraşa başlar.Fakat küstah kabadayı tıraş esnasında da sürekli aşağılar dervişi, alay eder:'Kabak aşağı, kabak yukarı.'Nihayet tıraş biter, kabadayı dükkândan çıkar. Henüz birkaç metre gitmiştir ki, gemden boşanmış bir at arabası yokuştan aşağı hızla üzerine gelir.Kabadayı şaşkınlıkla yol ortasında kalakalır. Derken, iki atın ortasına denge için yerleştirilmiş uzun sivri demir karnına dalıverir. Kabadayı oracığa yığılır, kalır. Ölmüştür. Görenler çığlığı basar.Berber ise şaşkın, bir manzaraya, bir dervişe bakar, gayri ihtiyarî sorar:- Biraz ağır olmadı mı derviş efendi?Derviş mahzun, düşünceli cevap verir:- Vallahi gücenmedim ona. Hakkımı da helal etmiştim. Gel gör ki kabağın bir sahibi var. O gücenmiş olmalı! Hikâye böyle...Ama hayat da böyle...Ensemize, kafamıza vurup vurup dalga geçen sahte kabadayıların, kabağın da bir sahibi olduğunu, bu sahibin de en affetmeyeceği şeyin kibir ve kul hakkı yemek olduğunu unutmaya başlayanlar anlayacaklardır..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7236057674117838308-6934509701603851770?l=tetsukobushi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://tetsukobushi.blogspot.com/feeds/6934509701603851770/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://tetsukobushi.blogspot.com/2009/01/kabadaylk-nereye-kadar-sker.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7236057674117838308/posts/default/6934509701603851770'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7236057674117838308/posts/default/6934509701603851770'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tetsukobushi.blogspot.com/2009/01/kabadaylk-nereye-kadar-sker.html' title='Kabadayılık Nereye Kadar Söker'/><author><name>Tetsu Sabri</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09701253867663837820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
